Yapay Zeka Pek Çok Mesleğin Yerine Geçebilir!

Google Çin Eski CEO’su Kai-Fu Lee

‘Google’ın Çin ayağının başkanlığını yapmış ve Sinovation Ventures isimli yatırım şirketiyle teknoloji odaklı projeleri yürütmekte olan Kai-Fu Lee’nin röportajundan alıntıdır.

https://www.recode.net/

İnsanlığın teknolojinin gelişmesi ile birlikte ilerleyişini daha da hızlandırdığı çağımız, pek çok yeniliğe tanıklık etmeye devam ediyor. Teknolojik gelişmelerin son yıllarda büyük fark yarattığı noktalardan biri olan yapay zeka, bu yeniliklerden en heyecan verici gelişme olarak adından söz ettiriyor. Teknoloji devi sayılan pek çok şirketin yatırımlarını üzerine doğru yönelttiği yapay zeka alanı; bilgisayar teknolojilerini, makine öğrenimlerini ve başka otomasyon sistemlerini kapsayacak şekilde bilgi birikimini artırmaya devam ediyor. Çok basit modellerinin hali hazırda çeşitli teknolojik cihazlarda kullanılmaya başlandığı göz önüne alındığında, yapay zekanın kısa süre içinde ne kadar geniş alanlarda yayılacağını tahmin etmek de mümkün olabiliyor.

İnsanların birbiriyle iletişim kurmasını sağlayan araçların yanında günlük hayatı kolaylaştıracak pek çok buluşta da yapay zekanın imzasını görmek mümkün oluyor. Yapay zekanın yayılışının, ilerleyen zamanlarda yapay zeka kullanılarak üretilmiş kimi sistemlerin ön plana çıkmasında etkili olacağı da düşünülüyor. Özellikle bazı meslek gruplarının yaptığı işleri yapabilme becerisine sahip olan yapay zeka sistemleri ile iş sahasında büyük değişimlerin yaşanması bekleniyor. Yaratıcılık anlamında talepleri düşük olan ve işi yapmak için herhangi bir insani duygunun gerekli olmadığı tüm işlerin yapay zeka tarafından yönetileceği kaçınılmaz bir son olarak görülüyor. Bu yönüyle değerlendirildiğinde sadece bilim adamları, yazarlar ve sanatçılar gibi meslek gruplarının yaptığı yaratıcı işlerin yerinde kalacağı tahmin ediliyor. Yapay zeka tarafından ele geçirilmeyecek olan bir başka grup da yaptıkları işler sırasında şefkat gibi insani duygularla çalışan kişiler olacak. Bu meslek gruplarının başında doktorlar geliyor.

Daha önce Google’ın Çin ayağının başkanlığını yapmış ve Sinovation Ventures isimli yatırım şirketiyle teknoloji odaklı projeleri yürütmekte olan Kai-Fu Lee de yapay zekanın pek çok mesleğin yerine geçebileceğini düşünenlerden. Lee bir röportajında doktorluk ve öğretmenlik gibi uzmanlık alanlarının insani yanlarını güçlendirerek yapay zekaya karşı yenilmemeleri gerektiğini belirtiyor. Lee’nin bunu gerçekleştirmek için tavsiyesi ise yapay zekanın ulaşamayacağı kimi becerilerin bu mesleklerdeki kişiler tarafından edinilmeye çalışılması oluyor. Sağlık maliyetlerinin düşmesiyle doktorlara duyulan ihtiyacın azalacağı tahmin edilen gelecekte, insanlarla bağ kurmada başarılı doktorların istihdam edileceği düşünülüyor.

Derin Öğrenme,Yapay Zekanın Yapıtaşlarından Biri!

Derin Öğrenme Süreci

Pek çok kişinin hakkında bir fikir sahibi olmadığı yapay zeka alanı, kendi içinde birçok alt başlık altında geliştirilmeye devam ediyor. Bu alanların en önemlilerinden biri ise derin öğrenme olarak görülüyor. Kendi yatırım şirketinde de daha çok derin öğrenme üzerine yatırımları yönelttiklerini belirten Lee, otonom araçlar üzerindeki ilerlemelerinin de derin öğrenme ile başladığına vurgu yapıyor.

Yapay zekanın en büyük buluşlarından olan derin öğrenme, en az insan kaynağıyla en çok bilgi üzerinde çalışmaya imkan sağlıyor. Bu sebeple söz konusu bilgi yoğunluğunun en iyi şekilde hissedildiği Çin, derin öğrenmenin gelişmesi için en ideal yerlerden biri oluyor. Çin şirketlerinin her zaman daha ucuza üretim yaparak alternatif oluşturmak istemesi, Çin’i derin öğrenmenin gelişeceği bir yer olmada öne çıkarıyor. Silikon Vadisi’nin, Amerika’nın ve Avrupa’nın önde gelen firmalarıyla rekabet etmek isteyen şirketler yapay zekaya bu nedenle ilgi gösteriyor. Büyük firmalarla rekabet etmek her zaman için zor görünse de Çin’de yapılan yatırımların nasıl sonuçlar doğuracağı merakla bekleniyor. Kai-Fu Lee bu konuyla alakalı olarak yapay zekanın özellikle finans alanında büyük şirketler karşısında bile başarılı olabileceğini belirtiyor. Çünkü yapay zeka; temel olarak verimliliği artırmak, maliyetleri düşürmek, kredi marjlarını artırmak gibi amaçlarda büyük bir işlerliğe sahip oluyor.

İlk kez 2014 yılında teknoloji alanında yatırımlar yapmaya başlamış olan Kai-Fu Lee, tecrübelerinin içinde yer aldığı bir kitap yayınladı. “AI Superpowers: China, Silicon Valley, and a New World Order” ismini taşıyan kitap özellikle yapay zekanın süper güçlerinin ne olduğuna odaklanıyor. Lee üç kategoriye ayırarak bu süper güçleri tanımlıyor. Bunlardan ilki en büyük değere sahip kalabalıklara, bilgiye ve erişim gücüne sahip olan Çin ve Amerika oluyor. İkinci olarak Lee’nin kast ettiği süper güçler Google, Amazon, Alibaba, Facebook gibi yapay zekadan fayda elde eden şirketler oluyor. Son olarak ise Lee, yapay zekanın kendisinin bir süper güç olduğundan bahsediyor. Özellikle gelecekte servet yaratma motoru olarak kullanıldığı durumlarda yapay zekanın süper gücünü ortaya çıkaracağı belirtiliyor.

Yapay Zeka için Amerika Yerine Neden Çin Tercih Ediliyor?

Yıllardır Amerika merkezli olarak ilerleyen teknoloji ve yapay zeka alanındaki yatırımlar son yıllarda yerini Çin’e bırakmış durumda. Her türlü altyapıya ve gelişmiş firmaya sahip olmasına rağmen Amerika yerine Çin’in tercih edilmesinin sebepleri, bu alanda çalışan pek çok kişi tarafından merak ediliyor. Bu konuda herkesin dilinde olan durum ise Çin’in çok daha fazla dataya sahip olması oluyor. Google’ın Çin’e giderek orada çalışmalar yapmasının da önemli sebeplerinden biri olan data fazlalığı yapay zeka çalışmalarında da belirleyici oluyor. Çin, sadece data yoğunluğu ile büyük şirketler tarafından tercih edilen bir ülke olmuyor. Bunun yanı sıra Çin’den çıkan gözetleme ve yüz tanıma gibi teknolojiler de Çin’in bu alanlarda ne kadar yaratıcı olduğunu gösteriyor. Kai-Fu Lee bu konuda “Derin öğrenme daha fazla datayla ilgileniyor. Bu yüzden datanın gücüne inanıyorum.” diyor. Bu tür gelişmeler sonrasında Amerika’nın yakın zamanda data eksikliği sebebiyle ilgili alanlarda Çin’in gerisinde kalması da bekleniyor.

Derin öğrenme ile ilişkilendirilen datadan söz edildiğinde pek çok kişinin ilk aklına gelen Çin’in nüfusu oluyor. Oysa Çin nüfusundan daha fazlasını içinde barındırıyor. Bunların arasında ülkenin mobil ödemelere tamamıyla uyum sağlamış olması gibi özellikler bulunuyor. Mobil ödemelere kolaylıkla erişim sağlayabilen kitlenin Çin’in büyük bir bölümünü oluşturması da en büyük artılardan biri olarak görülüyor. Mobil ödemeler, derin öğrenme için iyi bir çalışma alanı da oluşturuyor. Daha önce mağazaları ziyaret ederek ya da online platformları kullanılarak yapılan alışverişlerde şirketler, müşterilerin kim olduğunu bilemiyordu. Ancak artık kişisel bilgilerin gizliliği korunmak şartıyla mobil platformlardan sağlanan erişimle kişilerin neleri satın aldıkları yapay zekalar tarafından anlaşılabiliyor. Bu sayede şirketlerin, müşterilerinin ilgilerini çekebilecek ürünleri tahmin etme olasılığı artıyor. Bu da satışları daha iyi bir noktaya getiriyor.

Çin’in tercih edilmesinin bir başka nedeni olarak Çin marketinin oldukça hareketli olduğu gösteriliyor. Kai-Fu Lee bu konuda Çin’in Amerika’ya kıyasla 10 kat daha fazla yemek teslimatı yapılan bir yer olduğuna dikkat çekiyor. Çin’de, Amerika’ya göre paylaşımlı bisiklet sürüşlerinde 300 kat, araç sürüşlerinde ise 4 kat daha çok hareketlilik yaşanıyor. Özellikle mobil platformların oldukça güçlü olmasının getirdiği internet kullanan kişi oranı da marketin hareketliliğini artıran önemli detaylardan oluyor. Bunlara ek olarak Çin’in tümüyle yapay zeka ve teknolojiye entegre bir şekilde çalışıyor olması da buna katkı sağlıyor. Alışveriş merkezlerinden havalimanlarına, tren istasyonlarından sağlık kliniklerine kadar her alanda söz konusu teknolojinin izlerini görmek mümkün olabiliyor. Bu alanlarda kullanılan sensörlerden alınan hareket, sıcaklık, ses, görüntü gibi veriler datayı oluşturan temel ögeler oluyor.

Çin’de Bilgilerin Kötüye Kullanımından Endişe Edilmiyor!

Yapay zeka ve derin öğrenme çalışmalarında ağırlıklı olarak Çin’in tercih edilmesinin sebeplerinden biri de Çin’deki insanların bu gelişmelere bakış açısı. Amerika başta olmak üzere dünyanın pek çok yerinde sensörlerle toplanan bilgilerin kötüye kullanılabileceğinden endişe ediliyor. Oysa Çinli kullanıcıların bilgilerin daha da artırılmasına yönelik talepleri, Çin’i yapay zeka ve derin öğrenme anlamında cazibe merkezi haline getiriyor. Yüksek güvenliğin aynı zamanda çok düşük suç oranları anlamına gelmesi gibi noktalar Çinlilerin dikkatini en çok çeken yönler oluyor. Bilgilerin gizliliği konusunda Kai-Fu Lee, Batı’da hükümetin sensörleri yaygın bir şekilde kullanmasına alışkın olmadığını belirtiyor. Bu da özel sektörü ilgili teknolojileri kullanma noktasında zorluyor.

Çin’de yaşayan insanların yapay zeka ve sensörler hakkında nasıl bir mantaliteye sahip olduğunu görmenin de yararlı olacağı düşünülüyor. Lee, suç oranlarına karşı artırılan güvenlik önlemleri örneğinde olduğu gibi bu görüşü başka gözlemleri ile destekliyor. Bunlar arasında okullarda öğrencilerin gelişimine yönelik olumlu katkı sağlayan kameraların kullanımı ilk sırada dikkat çekiyor. Aynı şekilde hastanelerde yaşlı ya da hasta insanları, karşılaşabilecekleri olumsuz durumlara karşı koruyan teknolojiler de bu kapsamda kullanışlı olarak değerlendiriliyor.

Yapay Zeka Trendleri Nereye Doğru Gidiyor?

Akıllı teknoloji ürünlerinden günlük hayatı kolaylaştıran çeşitli cihazlara kadar farklı şekillerde uzun süredir kullanılmaya devam edilen yapay zekanın nereye doğru evirildiği, teknoloji alanında en merak edilen konu başlıklarından birini oluşturuyor. Yapay Zeka Süper Güçleri kitabının yazarı Kai-Fu Lee, yapay zekanın ilerlediği yön konusunda otonom sistemlere vurgu yapıyor. Yapay zekanın ilk geliştirilmeye başladığı zamanlardan itibaren 4 farklı aşamada ilerlediğini belirten Lee, bunlardan ilkinin yapay zeka ve internetin birlikte kullanıldığı sistemler olduğunu belirtiyor. İş hayatında yoğun bir şekilde kullanılan sistemler ise yapay zekanın gelişiminde ikinci adımı oluşturuyor. Yapay zeka teknolojilerine göz ve kulak olan sensörlerin eklenmesi ile birlikte üçüncü aşamaya geçildiği Lee tarafından kaydediliyor. Lee, son aşama olarak da otonom yapay zekayı öne çıkarıyor. Göz ve kulağa ek olarak teknolojiye bacaklar, tekerlekler, kollar ekleyen bu sistem günümüzde yapay zekanın son trendi olarak görülüyor.

Yakın zamanda ev robotları ile birlikte yaygınlaşmaya başlayacağı tahmin edilen teknolojiler otonom sistemler şeklinde kendini var edecek. Bu sistemler arasında çiftlikte meyve toplayan, bulaşık yıkayan, evde eğitimde ya da oyun oynamada kullanılabilecek robotlar ilk sırada geliyor. İlerleyen boyutlarında bu teknolojinin tamamen kendi kendine işleyebilen araçlarla bir boyut daha atlayacağı öngörülüyor. Uzun zamandır yapay zeka alanında çalışmalarını sürdüren Lee, yapay zekanın yeni dalgalarının mutlaka geleceğini ama bunların neler olacağını bilemediğini söylüyor. Yine de Lee, donanıma gerek kalmadan sonsuz bir hafızayla asistanlık yapabilecek akıllı donanımların bir sonraki adım olacağını tahmin ediyor. Lee’nin bahsettiği teknoloji hakkında ilk akla gelen, bahsedilen teknolojinin yapay genel zekaya oldukça yakın olduğu oluyor.

Yapay Genel Zeka Nedir?

Bağıntılı bilgiler sistemi

Yapay genel zeka, teknoloji ve yapay zeka alanlarında çalışan pek çok kişinin bile inanmakta güçlük çektiği bir alandı. İnsanlara benzeyen yapay zeka tanımına karşılık gelen bu teknoloji az sayıda ve sınırlı bir alanda da olsa örneklerini göstermeye başladı. Akıl sahibi olan, plan yapabilen, sebep sonuç ilişkisi kurabilen ve tüm bunları kendine olan farkındalığı ve duyguları ile yapan teknolojiler artık hayal olmaktan çıktı. Yine de bu teknolojinin sürdürülebilir ve geliştirilebilir olup olmadığı hala merak edilen şeylerden biri. Hem biyolojik hem de yapay bölümleri bulunan Siborg isimli varlıkların ne kadar ilerleyeceği merakla bekleniyor. Lee, derin öğrenme alanındaki ilerlemelerin geldiği noktaya bakıldığında ne kadar sürerse sürsün yapay genel zekanın hakim olduğu bir dünyanın yaşanacağını öngörüyor.

Lee’nin daha önce bahsettiği yapay zeka aşamalarına bakıldığında ilk üçünün zaten gerçekleştiği görülüyor. İnternet yapay zekası ya da iş hayatına yönelik yapay zekanın aktif bir şekilde kullanıldığı herkes tarafından kabul ediliyor. Yapay zekaya göz ve kulak ekleyen sistemler için Amazon Alexa gibi örnekleri vermek de mümkün oluyor. Bütün bu gelişmeye bakıldığında Lee, yeni bir yapay zeka dalgasının da çok uzakta olmadığını düşünüyor.

Çin, Rekabetçi Ortamıyla Silikon Vadisi’ni Geride Bırakıyor!

Dünyada teknolojinin başkenti olarak görülen Silikon Vadisi’nin yapay zeka alanındaki gelişmelerin dışında kalması şaşkınlık yaratıyor. Her ne kadar Google, Amazon gibi bu süreçleri oldukça yakından takip eden ve içine dahil olan şirketler olsa da genel anlamda Silikon Vadisi yapay zeka alanında geri kalıyor. Hem Silikon Vadisi’ndeki firmalar için çalışmış hem de Çin’de faaliyetlerine devam eden biri olarak Kai-Fu Lee, bunun sebeplerini ortaya koyuyor. Silikon Vadisi’nin girişimcilik anlamında dünyanın öncü merkezi olduğunu belirten Lee, bu bölgenin özelliklerine vurgu yapıyor. Bölgenin her zaman vizyoner, teknolojiye odaklanan, problemleri kökünden çözebilen bir yer olarak kendini koruduğunu Lee de doğruluyor. Ancak yapay zeka alanındaki gelişmeler konusunda Çin’in daha rekabetçi yapısının avantajlarıyla geldiğini de belirtiyor. Yeni şirketler kurmak ve başkalarından önce harekete geçme davranışının Çin’de yaygın olduğuna dikkat çekiyor.

Silikon Vadisi, Microsoft’un büyük ivmelenmelerini yakaladığı ilk dönemlerde Çin’in bugünkü hali gibi rekabetçi olduğu sektördeki herkes tarafından biliniyor. Ancak zaman içinde hükümetlerin etkisiyle birlikte çok daha yumuşak ve kibar bir çalışma alanı yaratıldığını da inkar eden olmuyor. Çin’in Silikon Vadisi’ne karşı yapay zeka alanında üstünlük kurmasını sağlayan bu durum, Çin’in market büyüklüğü açısından rakipsiz olmasından da kaynaklanıyor. Oldukça büyük bir pazara sahip olan Çin’de, üreticiler en hızlı ve en iyi yenilikleri bulmak adına birbiriyle kıyasıya yarışıyor. Bu konuda Kai-Fu Lee çarpıcı bir karşılaştırma örneği veriyor. Lee, “Diyelim ki Mars’ta bir insan topluluğu buluyoruz. Silikon Vadisi’nin en iyi iki girişimcisini ve Çin’in en iyi iki girişimcisini Mars’a koyuyoruz. Marslıları kimin yenebileceğine dair onları yarışmaya bırakıyoruz. Çinli girişimcilerin tarafında olacağıma bahse girerim.” diyor. Bu kararını gerekçelendirmeyi ihmal etmeyen Lee; Çinlilerin daha hızlı, inatçı, kullanıcı ihtiyaçlarını anlayan ürünler ortaya koyacağını belirtiyor.

Yapay Zekanın Mesleklere Etkisi Ne Olacak?

Günlük yaşamda kullanılması ile birlikte yüksek standartlara sahip hayatları yaşamaya başlayan pek çok kişi, yapay zekadan duyduğu memnuniyetini dile getiriyor. Ancak özellikle batı toplumlarında yaşayanlar, sahip oldukları meslekleri yapay zeka teknolojilerine kaybedebileceği endişesini taşıyor. Bu konuda kesin bir fikirde olmak yerine kimi meslekler için söz konusu endişelerin doğru olduğunu kabullenmek gerekiyor. Kai-Fu Lee yapay zekanın meslek üzerindeki etkisinin, mesleğin ne olduğuna göre değişeceğini belirtirken bu ayrımın nasıl yapılacağını da belirtiyor. Buna göre bilim insanları, hikaye anlatıcıları ve sanatçılar gibi yaratıcı meslek gruplarının yapay zekadan etkilenmeyeceğini iddia ediyor. Yapay zekadan etkilenmeyecek bir başka meslek grubunun da insanlarla birebir iletişim kuran meslek grupları olacağını belirtiyor. Daha çok merhamet duygusuna sahip insanlar tarafından yapılan mesleklerin bu gruba dahil olduğu da düşünülüyor.

Konu, yapay zekanın ele geçirebileceği mesleklere geldiğinde ise liste çok daha uzuyor. Merhamet, empati gibi insani duyguların mesleği icra ederken minimum düzeyde kullanıldığı, yaratıcılık istemeyen tüm mesleklerin yapay zeka tarafından alınabileceği Lee’nin iddialarından biri. Amerika’da bulunan robot hamburgercisine benzer bir yerin Çin’de Noodle üzerine hizmet verdiğini örnek gösteren Lee, fabrika işlerinin yapay zekaya teslim olacağını belirtiyor. Lee’nin meslekler konusundaki en ilginç iddiası ise beyaz yaka mesleklerinin de değişime uğrayacağı. Tele satış, pazarlama ve müşteri temsilciliği gibi işlerin yapay zeka tarafından alınabileceğini söylüyor. Lee’nin söylediklerinde en dikkat çekici detaylardan biri de doktorları bu konuda örnek göstermesi oluyor. Tıbbi alanda yapay zekanın son derece etkili olacağını belirten Lee, doktorların mesleklerini yapabilmesi için yapay zekanın yapamadığı şeylerden olan insan ilişkilerini güçlü şekilde kurma becerisinde kendilerini geliştirmeleri gerektiğini öneriyor.

Yaratıcı İşler Yapay Zekaya Teslim Olmayacak!

Yaratıcı işler empati ve duygusallık gerektiriyor

Tıpta makineler aracılığıyla yapılan tüm işlemlerin bir zaman sonra yapay zekaya teslim olacağı düşünülüyor. İlk aşamada tıp alanında yapay zekayla yapılması daha kusursuz sonuçlar verecek olan radyoloji işlemleri için teknolojinin kullanılması daha mümkün olacak. Sorunsuz teşhis yapabilecek yapay zeka sayesinde hiçbir radyoloğun ulaşamadığı bir doğruluk oranıyla sorunların kaynakları ortaya konabilecek. Kai-Fu Lee, ilk aşamanın ardından 20 ile 30 yıllık bir gelişme sonrasında yapay zekanın doktorların yapabileceği pek çok şeyi yapabileceğini de öngörüyor. Doktorlar için söylediği tüm gelişim süreçlerinin öğretmenler için de geçerli olduğunu belirten Lee, bu durumu da detaylandırıyor. Öğretmenlerin sürekli olarak; sınavlara not vermek, aynı dersi işlemek ve sınav yapmak gibi süreçleri tekrarladığını belirten Lee, aynı işlemlerin yapay zekayla da yapılabileceğini söylüyor.

Kai-Fu Lee, yapay zekanın mesleklerde yaratacağı değişiklikle birlikte 80 yaşından büyük olan insanların sayısının daha da artacağını belirtiyor. Bu durumun mesleklerin itibarında da bir değişiklik ortaya çıkaracağını söyleyen Lee; yaşlı bakımı, öğretmenlik gibi işlerin kişilerin yeteneklerine göre tercih edilebileceğini de vurguluyor. Bütün bu söylenenlere bakıldığında gelecekte yapay zeka karşısında kaybolmamak, mesleği kaybetmemek adına bugünden yaratıcı işlere yönelmek gerekiyor. İnsani ilişkilerin güçlü olmadığı yaratıcı meslekler seçilse bile yapay zeka sadece bir araç olmaktan öteye gidemiyor.

Yapay zeka çalışmalarının giderek yaygınlaştığı günümüzden 20 yıl sonra yaratıcı işlerin en önemli meslek grupları haline gelmesi bekleniyor. Bugüne kadar sınırlı bir gelirle yaşamak durumunda kalmış yaratıcı meslekleri yapabilecek kişiler, artık kendi işlerine dönebilecek. Daha yüksek gelir elde etmek için daha fazla rutine sahip işlere yönelen bu kişiler yaratıcılık potansiyellerini açığa çıkarabilecek. Kai-Fu Lee, yaratıcı işlerin yanına empatik işler adını verdiği meslekleri de dahil ediyor. Rutini fazla olan işler olsalar bile insani ilişkilerin yoğun olduğu meslekleri empatik işler olarak görüyor. Hali hazırda insani ilişkileri geliştirme potansiyeline sahip işlerde çalışmakta olan kişilerin, gelecekte istihdam edilmek için de insani ilişkilerini güçlü tutup karakter özelliği olarak empati duygularını ve iletişim becerilerini geliştirmesi gerekiyor.

Leave a reply:

Your email address will not be published.

Site Footer

Sliding Sidebar